ne öğrendim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ne öğrendim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Spora başlanan bi günden sonra kas ağrısıyla dolaşılan bi günden ne öğrendim?


Merida
  • Aşırı ham bi insan olarak tak diye eskrim antrenmanlarına başlayınca, bütün günü ana teması kıç olan onlarca pornoda oynıyarak geçirmişçesine bi kalça kası ağrısı yaşıyomuşsunuz. (Benzetmeye gel!)
  • Sakinleşip sabredince hayatınızda her şey (tamam, çoğu şey) yoluna giriyomuş.
  • "Yapmalıydım"ları "yaptım."lara çevirmek lazımmış. (Michelle l'Amour bilgeliği)
  • Sevdiğiniz adamı kazanmak yıllar alabilirmiş, ama kafaya koyarsanız o  güven bağını oluşturmak gayet de mümkünmüş.
  • Fotoğraf gibi aynen yansıtmaya dayalı sanatın içinde bulunmak bana göre değilmiş, çizim yeteneğimi yaratmak, göremediklerinizi göstermek için harcamak istiyomuşum. (Ben de ne yetenekliyimdir, o da ayrı bi tartışma konusu...)
  • Sanki babasının malıymış gibi karnınıza şak diye elini koyup, rahatsız olduğunuzu söyleyince de gayet doğal bi şey yapıyomuş havasına bürünüp, "Ben de senin beni ruhen ellediğini hissedebiliyorum ama..." diyebilen insan evlatları varmış. (Biri "ruhen ellenir", biri saçıma dokundun ben laubaliliği sevmem diye demediğini bırakmaz... Ortanız yok mu sizin yavrum?)
  • Cesur, çocuklarıma izletebiliceğim kadar güzel bi filmmiş.
  • Bershka'dan başka mağazadan zorla alışverişi anca yapıyomuşum, ama Bershka'ya girince de ekonomiyi göçertiyomuşum... Çok harika şeyler vardı cidden, bi bakın derim. Kendimi kaybettim ben.
  • Tikilerin markalarını satan bi mağazada Love Will Tear Us Apart'ın muhteşem mixlenmiş bi disko versiyonu çalabiliyomuş - ama siz o remix'i youtube'da bulamıyomuşsunuz. Ian Curtis'in, gotik geleneğinin böyle hatırlanması, 80'lerin başında basılan "Argos" dergisinde Curtis'in adını bilgi eksikliği yüzünden yanlış yazdığımız bu ülkede onun sesini öyle alelade bi mekanda duyuyo olmak beni mutlu etti. (Argos kütüphane arşivinden takip ettiğim, çok başarılı bi dergidir bu arada. Darkwave konusuna yer verdikleri sayı bana yepyeni bi dergi deneyimi yaşatmıştı -30 yıl önce basıldığını düşününce şimdiki dergiler öyle ruhsuz geliyo ki...- ve Curtis'in isim yanlışlığını da aylar sonra, Joy Division'ı başka türlü keşfedip de vokalistlerinin isminin Ian Curtis olduğunu öğrendiğimde affettim çabucak.)
  • Blogger'da sürtmeyi bırakıp ders filan çalışmam gerekiyomuş...

Heycanla bekleştiğim bi günden ne öğrendim?

İstediğim saça bak, benim kuaförün kestiğine bak..
  • Cherri Bomb'un hiçbi şarkısı Cherry Bomb tarafından yazılmamış meğer. (Çok büyük bi hayal kırıklığı. Oraya çıkıp notaları okuyup çalmalarını ve söylemelerini ve bundan başka bi halt yapmıyo olmalarını kaldıramadım ben. - Tamam, besteyi güzel çalmak da bi şeydir; ama şarkılarını kendi bestelemiyen grup mu olur ya?!) Cherri Bomb'la aramdaki aşk-nefret ilişkisi açıklanamaz bi hâl aldı. Kızlarının hepsinden bi nefret duymaya başladım, ama şarkıları da kapatamıyorum. Bu benim tarzım bile diğil!
  • Küçükken tam bi We Can Do It! kadını (o ne demekse artık..) olmayı planlarken şimdi animasyon filmlere ağlar bi insan hâline gelmişim. (Yukarı Bak'ın aşk hikayesi kısmında anneme bi baktım, kimin genlerine sahip olduğumu anladım yani. İkimiz de sorunluyuz heralde.)
  • Tuhaf bi kıskançlığım varmış. ("O"na şans verseler "şu"ndan daha iyi yapardı diye düşünüp "şu"yu kıskanıp sinirlenmekten bahsediyorum.)
  • Bazen sevdiğiniz şeyi etrafınızdaki on insanı onu da beğenmiyoken yapmanız gerekebiliyomuş.
  • Kankamın adından son heceyi çıkartıp yerine "oş" ekliyen bi babam varmış. Yani Yiğit olsa Yiğoş, Eren olsa Eroş, Turgut olsa Tugoş diyicek. İşin tuhafı babam diğil, evdeki herkesin çocuğa bi isim takmış olması.
  • Bana zarar veren birilerini ben affetsem de annem affetmiyomuş. (Yarın çocuğu öldürmesin kadın?)
  • Ben erkekleri kıramıyomuşum. Konuşmak istemediğim biri olsa bile "yazıktır üzülmesin" diyip konuşuyomuşum. (Bu hayatımın hatası. Ciddiyim.)
  • Bazı konularda yeteneğiniz yok diye ağlaşıp durucağınıza diğer insanların yarısında olmıyan diğer yeteneklerinizin üstüne gitseniz dünya daha üretken bi yer olucak.
BANA ŞANS DİLEYİN, yarın güzel ve heycanlı bi gün olucak. (Ayrıca yeni sütyenimi kullanıma açıcam, bu olayın anlam ve önemini açıklıyo sanırım.)

Evde kuzenimle oturuşarak geçirdiğim günden ne öğrendim?


  • Nazik olmadıklarında insanlardan nefret ediyomuşum. ("I hate people when they're not polite!")
  • Erkekler için üretilen tişörtlerin desenleri bana daha hoş geliyomuş.
  • İnsanlar bana küfretse takmıyomuşum da, sevdiğim adamın yaptığı işlerle ilgili en ufak dokundurma yüzünden sinirlerim tepeme sıçrıyomuş.
  • Kaç kez yaptığım şey; bizimkiler de bi kere bile "neden", "olmaz" demezler, yine de hâlâ eve bi erkeği getiriceğimi söylerken acayip sinir, stres, heyecan yapıyomuşum.
  • Kedilerimi kovalıyan, kedileri hiç sevmiyorum diye söylenip durup bi yandan da bahçemde köpeklerimle oynıyabiliceğini zanneden pislik insanların burunlarını kırmak istiyorum. (İki kedim ve iki köpeğim olduğu gerçeğiyle karşı karşıyasınız.)
  • Çocuğuyla ilgilenmiyen anneler de burnu kırılıcaklar listemin oldukça başlarındaymış. (Allah aşkına, çocuğunun ateşi var, bilmemkimin evinden bilmemkimin evine dolaştırıp duruyosun çocuğu!)
  • Eski "oynaş"lardan biri aylarca konuşmamanızın ardından birden "Neden benden nefret ediyosun, neden ilgilenmiyosun benimle?!" diye mesaj atabiliyomuş. (Herifin huyu öyleydi, aylarca ortadan kaybolup birden hayatının aşkıymışım gibi illetli bi tutkuyla davranmaya filan başlardı. Ama ben de bu saçma şey için biraz yaşlandım, ha?)
  • Son olarak;
Benim sorunum, ortadan kaybolan ve sonra hayatıma tekrar girip anında affedilmeyi bekliyen herkesle.

Baş dönmesiyle geçen bi günden ne öğrendim?


  • Sırf iş olsun diye uğraştığım bi adamdan bi kadın olarak aldığım puan 6,5/10'muş. E o da haklı tabi, erkekler onları kullanıyo olmamı algılayamıyolar. (Anlamak için şu yazımı okumanız lazım sanırım.)
  • Bazen kendimi köpek dişlerim ve pençelerim varmış gibi hissedebiliyomuşum.
  • Sütyen üreticileri artık nası gerizekalılarsa, dikmeleri gereken yerleri yakarak birleştirip insanın her tarafına batıp çizen, yakılmış plastikten hallice sütyen askıları üretebiliyomuşlar. (Bunu mide bulantısından uyuyamadığım bi gece öğrenmem ne güzel oldu ama, bi de onu sorun.)
  • Eski sevgili "Ben değiştim, gittim diye mızmızlanmayı bırak, bak sana çalmak için yeni sololar yazdım" diyince "Solo! Solooo!" diye bi tepki veriyomuşsunuz. (Aşk başka solo başka yavrum. Güzel bi riff varsa işin içinde, her şey değişir.)
  • Bu blogger "featured content slider" ekleme konusunda tam bi pezeveng. ("g"yle yazdım bak, o derece sinir bozucu.)
  • Babanız ne kadar şeker (az önce "şeker" mi dedim ben?) biri olursa olsun, annenizle evde başbaşa kalında ayrı bi eğlence havası esiyomuş. (bkz. Yüksek sesle 1800lerden kalma İngiliz edebiyatından bi şeyler okuyan anne, "Bay bilmemkins'e olan ilgim artıyordu...", "Sapık kadın, hemen taşınıyo, sonra hemen ilgi arttırıyo..cık cık cık" diye dalga geçen kız, bikaç saniye sonra ana kahramanın erkek olduğu anlaşılınca "peki.." diyip kitabı kapatan anne.)
  • Mide bulantısı, göz kararması, baş dönmesi ve karın ağrısı bi araya gelince pek.. yani. Ölüyorum.
  • Bazen çok saçma şeyler yazabiliyomuşum.

Anlaşılmadığımı hissettiğim bi günden ne öğrendim?


  • Bazı erkekler onları adam öldürmek yasal hâle gelince vurucağımı söylediğimde ciddiye alıyolarmış. (NE?!)
  • En iyi "ayrıldık ama ben bitirdim" şarkısı Most Likely You Go Your Way And I'll Go Mine'mış.
  • Espri anlayışım insanlarda panik yaratıyomuş.
  • Bazı insanlar imgelemle gerçekliği ayırt edemiyomuş.
  • The Smiths'in Morrissey'inin sahnedeki tavırları sebepsiz yere itici geliyomuş bana. Ki sesine, şarkılarına bayılmama, muhteşem undercutına rağmen.
  • Otu boku hayat memat meselesiymiş gibi gören insanlardan, özellikle o tip erkeklerden gına geliyomuş bana.
  • "Sidecut" dediğimiz şeyi aslında saçınızın bi kısmını kısacık kestirmeden de öyleymiş gibi gösterebiliyomuşsunuz. (Buyrun izleyin.) YANİ ben saçımı boydan boya, 6 yıldan önce asla eşitlenmiycek şekilde boşyere kestirmişim. (Pişman diğilim tamam mı?!)
  • Youtube'daki bazı hatunlar o kadar güzelmiş ki, Laci Green'den aldığım gazla "Ben videolarımı bi ruj bile sürmeden çekicem işte, yaşasın doğal güzelliiik!" diye belirlediğim politikam "Ya aslında bordo rujdan kimse ölmez, çirkin olduğumu düşündüğüm için diğil ki, zaten öyle doğal bi renk olmaz ki..."ye dönüşebiliyomuş.
  • Büyük iletişim sorunlarım varmış ve sebebi insanlarmış. Ben masumum!
  • Kediniz yavaş yavaş gerinerek sizi yatakta kıçınızdan küçük bi yerde oturmaya zorlayıp, sonunda halıya inip acıların kadını pozunda dirsekleriniz acıya acıya bilgisayarınızla uğraşmanıza sebep olabiliyomuş.

Gittikçe daha da arabeskleşen bi geceden ne öğrendim?

İçimdeki acınası arabeskliği şu surat ifadesinde bulabiliyorum.

  • Sinirimin hayallerimin ötesine geçmesine izin veriyomuşum.
  • Bazı günler iki tane "bugün ne öğrendim" olayı yazmak için blogger'ı açıyomuş, sonra bugün zaten yazdığımı fark ediyomuşum.
  • Daha az uyuyup daha çok hayal kurmalıymışım. (Teşekkürler Michelle.)
  • Kendimi yeterince zorlamıyomuşum.
  • Bi erkeğin beğenmemesinin, şarkı sözü yazma tutkumun ötesine geçmesine izin vermişim. Ona reddedemiyceği bi şey yazıp laflarını ağzına tıkmaktansa kıçımı dönüp "bi daha yazmıycam!" diye bağrış çığrış kararlar almak gibi bi aptallık yapmışım.
  • Lana Del Rey, arabesk gecelerin en iyi arka fonuymuş.
  • Kendimi dizi izlemeye bu kadar yıldan sonra tekrar mı alıştırıyorum acaba diye suçluluk duygusu içinde izliyomuşum One Tree Hill'i. (Değiyo mu ki? Cidden.)
  • Beni koruyıcak birinin kollarına şu an düşüvermeye ihtiyacım varken her şeyden kurtulmak için bunları yazabiliyomuşum.
  • Bazı geceler uyuyabiliceğime inanmıyomuşum. Tanrım, uyuyamıycam. Yapamıycam. ("Nefes alamıyorum!" krizi geçirmediğim için şanslıyım. Daha ne aptallıklar...)
  • Belki de beynim bazen düşünemiycek kadar yorgun oluyodur ha?
  • Ona ne kadar kızsam da, her gün arkamı dönüp ona tekrar baktığımda âşık olduğum adamı görüyorum. Müzikle ilgili en ufak şeyde gözleri parlıyan adamı.
  • Dark Paradise'e baya bi sıçıp sıvamışlar hızlı versiyonunda. Allahtan melankolik versiyonu bilgisayarımda var.
  • Vücudumun orası burası uyuşuyo. Sizce ölücek miyim?

Kafamı The Smiths plağından çıkarmadığım bi günden ne öğrendim?


  • Beni ne darkwave, ne rock 'n roll paklıyomuş; benim ruhumun müziği The Smiths'ten başkası olamazmış.
  • Ömrümde duyduğum en romantik şarkı sözü "And if a double decker bus crashes into us, to die by your side is such a heavenly way to die"mış. (Ve eğer iki katlı bi otobüs bize çarparsa, senin yanında ölmek kutsal bi ölümdür.) Şarkı: There is a light that never goes out.
  • Yaptığınız işleri onaylamıyan bi aileyle hayat zormuş. Örneğin siz Morticia ve Gomez Addams'ın harika bi resmini tuvale yaptığınızda "Sana ne elalemin aşkından, kim bu adam?" diyen anne.
Morticia-Gomez Addams tablom. "Seninle her gün cadılar bayramı."
  • Hangi erkekle ne yaptığınızı sorma hakkını kendinde bulan eski sevgili "Hesap sormam umarım seni üzmüyodur, üzse de sorarım zaten, beni biliyosun" diyebiliyomuş. Ona aitmişim. PEKİ O ZAMAN NEDEN sahip çıkmıyosun bana? Ben orda gözlerim çıkasıya zırlarken orda başka kızlarla sürtmek yerine yanımda olsaydın, olmadıysan da olan oğlanları sorgulayamazsın. (Annemin çocukken aşıladığı "güçlü kadın" hâlâ içimde!)
  • Bazı bloglardaki o "bu post için teşekkür ederiz- ay o sizin güzelliğiniz" tipi muhabbetlerden iğreniyomuşum.
  • Saçım için arada sırada pişmanlık hissetsem de bi yandan çok seksi buluyomuşum. (Daha alışamadım bu kesime.)
  • Odamın "plak dinleme" kısmı gerçekten harikaymış - kendimle gurur duymalardayım bugün.
Çok da umrunuzdaymış gibi açıkladım bak.

iki açıdan plak dinleme yerim (yatağın karşısı)
duvardaki tuvaller (Addams ve 6 tane küçük boyutlu Patti Smith) ; "şarkı sözlü çizim" dediğim şeylerin detayları
VE EVET, tiyatro afişi ve fotoğraflar hariç HEPSİNİ BEN ÇİZDİM, BEN BOYADIM, ben astım, her neyse.

"İş"lerle uğraşmaktan sinir krizi geçirmek üzere olduğum gece ve sabahtan ne öğrendim?


  • Nefret ettiğiniz bi şeyi sevdiğiniz adamı mutlu ettiği için ağlıya ağlıya yapabiliyomuşsunuz. (Sadece onun sitesiyle uğraşıyorum ve resimlerini gördükçe, çizimlerindeki kızı sevgilisi olan "hatun" zannedince biraz yıpranıyorum galiba. Bi de aptal blog.com öyle saçma sapan bi şey ki...)
  • Sevdiğiniz adam size "Kanka çok seviyorum seni, site harika olmuş" diyince bu sefer mutluluktan zırlıyomuşsunuz.
  • Blogger hariç bi yerden bi websayfası yapmak benim için verem olma sebebiymiş. Blogger, Jux veya Tumblr hariç tüm blog hizmeti veren "şey"lere de alerjim varmış.
  • Blogger'da alan adı yılda 10 dolarmış. (İyiymiş - kredi kartımız olsaydı.)
  • Sizin için değerli birinin adını soyadını internet çubuğuna yazmak gurur vericiymiş. (Belki bu yüzden zırlamışımdır. Anlamıyorum ki kendimi.)
  • Undercut'la çok güzel oluyomuşum! (Evet, evet saçıma bunu yaptım.)
  • Aslında kimse siklemiyomuş.
  • Carmen'i dinledikçe öldüğümün farkına daha iyi varıyomuşum.
  • Anneniz sevdiğim adama yamandığınızı, ona zorla yapıştığınızı söyleyince (hele ki ömründe size "ayıp Nihal!"den daha sert bi söz söylememiş biriyse) içinizde bi şey ölüyomuş.
  • Her şeyi ölümle bağdaştırdığım maddeler yazmaya başlamışım.

Aptal bi geceden sonra gelen günden ne öğrendim?


  • Kendini tutmayı bilmiyosun Nihal. Öğreniceksin de ne zaman öğreniceksin?!
  • YouTube'un kenarda çıkan önerilerinden Born To Die yazanın üstüne tıkladığım için hiçbi zaman pişman olmıycam. (Bi gotiğin gizli aşkları...)
  • İnsanların "sapıksın!" diyip durduğu kadar varsın, biliyosun di mi? Ne bu libido?
  • Bazı günler hiç yazasım olmuyo, götüm çıka çıka oynaşıyorum klavyeyle.
  • KOM'un Matilda model sütyenleri kadar harika bi şey olamazmış. Verdiğiniz 70 liranın her kuruşuna değiyomuş. (İçimdeki sütyen fetişini bilemezsiniz. Manyak seri katillerin saplantılı düşünceleri gibi bağlılıkla seviyorum sütyenleri - sevmeye değer olanları.)
  • İyi iççamaşırlarının içinde insan kendini yenmeye hazır bi cupcake gibi hissediyomuş.
  • Güleryüzle ve cidden ilgilenerek çalışan satıcılardan bi şeyler almaya bayılıyomuşum. (bkz. "Bunu bi giysen başka sütyen giyemezsin ki zaten.." diyen kadın.)
  • Bi erkek arayıp "Seni düşünüyodum." cümlesini gerisini getirmeden sürekli sürekli söylüyosa o telefonu kapatmak lazımmış, bi saat sonra "Seni düşünüyodum...kucağımda..üstünde..." filan diye saçmalamaya başlıyomuş. (Kimlerle uğraşıyorum lan ben?)
  • Webcam'in videoları ses olmadan kaydetmesine çözüm bulamıycak kadar acizmişim.
  • Ankara'da Pantera plağı bulunuyomuş. (Hani Haggard, Red Lorry Yellow Lorry, Lana Del Rey, Sisters of Mercy, Bauhaus plakları? HANİ?!)
  • Kendi diktiğin şeyi giyip dolaşmak ayrı bi mutlulukmuş.

Yolda geçen bi günde ne öğrendim?


  • Bazı erkekler regl oluyomuş - bu duygusal dengesizliğin başka açıklaması olamaz. (Yok ama hamileysen, duygusallığın bu yüzdense bilelim.)
  • Sorun bazen cidden sende olabiliyomuş... Sinirlenmeden önce bi sakinleş; hormonlarını diğil kalbini dinle.
  • Yapmaya söz verdiğin şeylerden vazgeçmek iyi diğil, ama belki kendini zorlamamalısın ha?
  • Bazı insanlar bazı şeyleri farklı açılardan düşünemiyomuş.
  • Bazen gerçek, inandırıcı olmıyan şey olabiliyomuş. Deli diyiceklerse de gerçeği söyle, sen iyi bi cadısın.
  • Burda eğlenmek için duruyorum, ve artık diğerleri pek umrumda diğil.
  • Beklediğiniz mention gelmeyince Twitter çok sıkıcı bi yer oluyomuş.
  • Aslında saçını kestirdiğinde birden acayip güzel bi gotik hatuna dönüşmiyceksin, biliyosun di mi?
  • Benim yaşımdaki insanlar on karış makyajla dolaştığı için artık yanlarında çocukları gibi gözüküyorum. (İyi mi kötü mü?)
  • Müzik dünyasında hâlâ umut varmış, bi kez daha inandım.

Bol çikolatalı bi günde ne öğrendim?

Ben evlenirim ki bu tiple.

  • Bayramda Almanya'dan gelen akrabaların bi ton çikolata getirebilir, ama bu senin hepsini yemen anlamına gelmemeli.
  • Bu dünyada "Sana kankammışsın gibi davranamam, sen benim kulumsun" diycek kadar uçmuş eski kankalar (öhöm öhöm -"sevgili?") var. Aramızdalar!
  • Facebook'u bu kadar aptal, gereksiz ve sıkıcı buluyoken, benim yaptığımı yapıp hesabını kapatmak yerine başka yerlerde ne kadar aptal, gereksiz ve sıkıcı olduğu hakkında dırdırlanmaktan hoşlanan insanlar var.
  • Çok çikolata yersen karnın ağrır. (Annelerin çocukluk yalanları gerçekmiş, anlamak için bu yaşa gelmek gerekiyomuş!)
  • Linkwithin, blogunuzda en az 5-6 tane yazı yokken eklendiğinde çalışmıyo. 600 yazınız olduktan sonra bile!
  • Bu blogger şablonun çirkin "tarih damgası"nı ordan kaldırmanın bi yolu olmalı! (Olması gereken her şey olsaydı...)
  • İnsan terk edildikten sonra daha bi âşık oluyo. (Yüzleşmelisin Nihal.)
  • Gece 12'den sonra erkeklere mesaj atmak mantıklı bi fikir diğil. HİÇ diğil.

Hem âşık olup hem terk edildiğim bi günde ne öğrendim?


  • Eski sevgilinin kankasından sana yar olmaz Nihal.
  • Bazen bazı erkeklerin (hepsi diğil çok şükür) anlayışsız hayvanlar olduklarını unutuyosun Nihal.
  • Üzerinde Mints yazan şu Alman çikolatalarının tadı çok güzel.
  • "Bugün" kelimesi gerçekten birleşik yazılıyomuş, artık huzur içinde ölebilirsin.
  • Bazı erkeklerin "Seni seviyorum" dedikten sonra bi saat içinde "Hayır yürümiycek" diyip çekip gidebilme özellikleri varmış.
  • Stuttgart'ta bi sokakta dört farklı H&M mağazası varmış ve içerikleri farklıymış; şimdi sırf eski sevgilinin yeni sevgilisi H&M'den küpe aldı diye markaya duyduğun nefretle hepsine molotof kokteyli atabilir; veya ülkemizde 100 lira olan ve babanın "pornografik bi şey bu" dediği siyah deri izlenimi veren taytı kolayca alabilirsin. (Git ve taytı al Nihal.)
  • Genç erkek çocuklarının bakış açıları gereğinden fazla dar olabiliyo.
  • Sen yatarken bi kolunu (ön ayak) boynunun altına sokan kedi gerçek, ve o senin kedin!
  • Saçmalamanı okuyan insanlar var.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...