Yani beni ikna ettiler...

Kendimi çalışmaya adadığım şu bikaç haftada aslında hayatımdaki çoğu şeyi yoluna koymuş durumdayım. Aslında artık yazmakla bi aşkım olduğunu hissedemiyorum. Ama...

Sevdiğim adam bana şaşkınlıkla baktı. Dedi ki: "Bloglarını bırakamazsıın!"

Nedense birden gece 10'dan sonra blogum için vakit ayırabiliceğimi fark ettim. Sanırım bunu kendim için yapmıyorum, ama yazmayı bırakmamam gerekirdi. Her gün yazmazsam körelirim, ve her gün yapmam gereken bi yaratıcı iş olduğuna göre, o iş yazmak olabilir.

Bu öğlen eskrime başlıyorum. Benim yaşımdaki tipler Türkiye turnuvasına çıkadursun, ben daha elime kılıç bile almadım. Elin 7 yaşındaki oğlanları salonda ellerinde kılıç, ordan oraya uçuşurlarken ben tam bi spor-umutsuz-vakası olarak ne halt yiycem hiçbi fikrim yok.
Şans dileyin, dua edin, bi şey yapın bana.

Hani ararsanız filan... Ölmedim yani.

Son zamanlarda pek fazla yazamadım. Uğraşmam gereken bi erkek vardı, zaten verebiliceğim tek bahane bu. Birini sevmek (ilişki yaşamak filan demiyorum, sevgili olmak filan da demiyorum farkındaysanız) gerçekten korkunç derecede emek işi, ve moralim de pek yerinde diğildi hani...

Gelicekte de bi süre ortada görülmeyebilirim. Haber vermek istedim. İleride hayatta kalmak istiyosam bunun tek yolu ürünler tasarlamak, ve birinin size bu işi vermesi için önce bi okul filan bitirmeniz gerekiyo, biliyosunuz...

Yarın sabah 6da kalkıp okula gitmem ve kimsenin bi yerini kırmadan dönmem lazım, hani olur ya. (Son günlerde çok kızgınım. Gidip insanlara güzel burun estetikleri armağan edesim var.)

Hadi bi de güzel bi şarkı dinletiyim de arkamdan küfretmeyin.


Günün şarkısı: Bare your Claws


Eat Your Makeup, Youtube önerilerimde aylardır çıksa da bugün dinlemeye cesaret edebildim. Niye olduğunu bilmesem de isimleri çok hoşuma gitti.

Bare Your Claws'a gelince... Introsunun güzelliği için burda.

Heycanla bekleştiğim bi günden ne öğrendim?

İstediğim saça bak, benim kuaförün kestiğine bak..
  • Cherri Bomb'un hiçbi şarkısı Cherry Bomb tarafından yazılmamış meğer. (Çok büyük bi hayal kırıklığı. Oraya çıkıp notaları okuyup çalmalarını ve söylemelerini ve bundan başka bi halt yapmıyo olmalarını kaldıramadım ben. - Tamam, besteyi güzel çalmak da bi şeydir; ama şarkılarını kendi bestelemiyen grup mu olur ya?!) Cherri Bomb'la aramdaki aşk-nefret ilişkisi açıklanamaz bi hâl aldı. Kızlarının hepsinden bi nefret duymaya başladım, ama şarkıları da kapatamıyorum. Bu benim tarzım bile diğil!
  • Küçükken tam bi We Can Do It! kadını (o ne demekse artık..) olmayı planlarken şimdi animasyon filmlere ağlar bi insan hâline gelmişim. (Yukarı Bak'ın aşk hikayesi kısmında anneme bi baktım, kimin genlerine sahip olduğumu anladım yani. İkimiz de sorunluyuz heralde.)
  • Tuhaf bi kıskançlığım varmış. ("O"na şans verseler "şu"ndan daha iyi yapardı diye düşünüp "şu"yu kıskanıp sinirlenmekten bahsediyorum.)
  • Bazen sevdiğiniz şeyi etrafınızdaki on insanı onu da beğenmiyoken yapmanız gerekebiliyomuş.
  • Kankamın adından son heceyi çıkartıp yerine "oş" ekliyen bi babam varmış. Yani Yiğit olsa Yiğoş, Eren olsa Eroş, Turgut olsa Tugoş diyicek. İşin tuhafı babam diğil, evdeki herkesin çocuğa bi isim takmış olması.
  • Bana zarar veren birilerini ben affetsem de annem affetmiyomuş. (Yarın çocuğu öldürmesin kadın?)
  • Ben erkekleri kıramıyomuşum. Konuşmak istemediğim biri olsa bile "yazıktır üzülmesin" diyip konuşuyomuşum. (Bu hayatımın hatası. Ciddiyim.)
  • Bazı konularda yeteneğiniz yok diye ağlaşıp durucağınıza diğer insanların yarısında olmıyan diğer yeteneklerinizin üstüne gitseniz dünya daha üretken bi yer olucak.
BANA ŞANS DİLEYİN, yarın güzel ve heycanlı bi gün olucak. (Ayrıca yeni sütyenimi kullanıma açıcam, bu olayın anlam ve önemini açıklıyo sanırım.)

Evde kuzenimle oturuşarak geçirdiğim günden ne öğrendim?


  • Nazik olmadıklarında insanlardan nefret ediyomuşum. ("I hate people when they're not polite!")
  • Erkekler için üretilen tişörtlerin desenleri bana daha hoş geliyomuş.
  • İnsanlar bana küfretse takmıyomuşum da, sevdiğim adamın yaptığı işlerle ilgili en ufak dokundurma yüzünden sinirlerim tepeme sıçrıyomuş.
  • Kaç kez yaptığım şey; bizimkiler de bi kere bile "neden", "olmaz" demezler, yine de hâlâ eve bi erkeği getiriceğimi söylerken acayip sinir, stres, heyecan yapıyomuşum.
  • Kedilerimi kovalıyan, kedileri hiç sevmiyorum diye söylenip durup bi yandan da bahçemde köpeklerimle oynıyabiliceğini zanneden pislik insanların burunlarını kırmak istiyorum. (İki kedim ve iki köpeğim olduğu gerçeğiyle karşı karşıyasınız.)
  • Çocuğuyla ilgilenmiyen anneler de burnu kırılıcaklar listemin oldukça başlarındaymış. (Allah aşkına, çocuğunun ateşi var, bilmemkimin evinden bilmemkimin evine dolaştırıp duruyosun çocuğu!)
  • Eski "oynaş"lardan biri aylarca konuşmamanızın ardından birden "Neden benden nefret ediyosun, neden ilgilenmiyosun benimle?!" diye mesaj atabiliyomuş. (Herifin huyu öyleydi, aylarca ortadan kaybolup birden hayatının aşkıymışım gibi illetli bi tutkuyla davranmaya filan başlardı. Ama ben de bu saçma şey için biraz yaşlandım, ha?)
  • Son olarak;
Benim sorunum, ortadan kaybolan ve sonra hayatıma tekrar girip anında affedilmeyi bekliyen herkesle.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...